|
Anasayfa |
Dersim'in çocuğu
Mümtazer
Türköne
18 Kasım /Zaman Gazetesi
Mümtaz'er Türköne /CHP lideri Kılıçdaroğlu, Dersim'in çocuğu. Onu büyüten
babası-annesi, kimliğinin-kişiliğinin oluştuğu evrelerde çevresinde
bulunan akrabaları Dersim katliamına tanıklık etmiş kişiler olmalı.
Dehşeti, acıyı yaşamışlar.
Çok değil iki nesil öncesine ait bir hikâyeden bahsediyoruz. Karanlık
Ortaçağlarda kalan, tarih kitaplarından öğrendiğimiz bir trajedi değil bu.
CHP lideri, işte bu neslin sıcak hatıraları, endişeleri ve muhtemelen
öfkesi arasında kendisini ve çevresini idrak etmiş biri. Şimdi katliam
esnasında Türkiye'yi yöneten partinin başında o bulunuyor. Zor bir durum.
İnsanın politik kişiliği ve misyonu ile kendi bireysel kimliğinin tam
karşı karşıya geldiği bir yerde duruyor. Ancak durum çarpıtılıyor. Şahsen,
Dersim İsyanı üzerinden Kılıçdaroğlu'nu hedef alan tartışmalarda, kendimi
onun yanında hissediyorum.
Dersim'i, bir siyasî polemik konusu yapmak doğru değil. 1937-38 yıllarında
50 bin insan, çoluk, çocuk, yaşlı demeden öldürüldü. Devlet önce bu
bölgede bir isyan çıkarttı; sonra isyan bastırma bahanesi ile katliam
yaptı. Amaç, devlet otoritesinin ulaşmadığı bir bölgeyi merkezî otoriteye
bağlamaktı. Kullanılan yöntem Osmanlı'dan kalma bir siyasetti. Bu yönteme
göre devlet, kolunun ulaşamadığı yere önce parmağını sokup karıştırıyor.
Bir asayiş sorunu ortaya çıkartıyor. Sonra devlet, isyan bastırma bahanesi
ile tankıyla, topuyla geliyor. İsyan edenler şiddetle cezalandırılıyor.
Devlet böylece kendi başına buyruk yaşayanlara gücünü, kuvvetini ve
dehşetini göstermiş oluyor. İsyan çıkartmak ve bastırmak, Osmanlı'da
devlet otoritesini temin eden bir siyaset olarak hep uygulana gelmiştir.
'Başka ne yapılabilirdi?' diye sorabilirsiniz. Cumhuriyet farkını,
Dersim'e sağlık ve imar hizmetleriyle girerek, devletin müşfik yüzünü
gösterebilir ve ikna yöntemi ile aynı amacı gerçekleştirebilirdi. Tercih
edilen yöntem, bir plan ve program dahilinde önce isyan çıkartmak, sonra
da isyanı katliam yaparak bastırmaktır.
Sorumlu ve suçlu o dönemin yönetimi. 'Atatürk'ün bu katliamdan haberi
yoktu' mazereti, akla ve mantığa uygun değil. Atatürk gibi bir lider
devleti yönetirken, ondan habersiz planlı-programlı ve kapsamlı bir
katliam yapmak nasıl mümkün olabilir?
Kılıçdaroğlu'nun bugün yaşadığı paradoks, katliamdan sonra kurulan düzenle
ilişkili. Olanlardan sonra Kürt olmaktan dolayı Türk çoğunluk, Alevî
olmaktan dolayı Sünni çoğunluk karşısında kendilerini savunmasız gören
Dersimliler çaresiz devlet ile uzlaşma yoluna gidiyor. Dersimlilerin
CHP'liliği bu mecburî uzlaşmanın eseri. Dersimliler açısından geride
kalanları korumak için doğru ve yerinde bir karar. Aynı zamanda bugün
yaşanan trajik çelişkilerin de sebebi.
Kılıçdaroğlu, katliama uğrayan ve sonrasında devletle uzlaşmaya varan
Dersimlilerin çocuğu. O zamanın devleti olan CHP'nin başında bugün o
oturuyor. Elbette Dersimliler için bir gurur ve iftihar vesilesi olmalı.
CHP'nin başında bugün bir Dersimlinin olması, aslında bu yaranın
kapatılması ve geçmişe sünger çekilmesi için altın değerinde bir fırsat.
CHP, kurumsal kimliği ile bir özeleştiri yapacak ve bu kirden arınacak.
Aynı arınma devletten de talep edilecek. Bu fırsat kullanılabilse, Kürt
sorununun çözümü için de yeni bir kapı aralanabilir. Ama olmuyor.
Olmamasının sebebi, bu mazinin basit siyasî hesaplar için sömürülmesi.
Haluk Koç ve Türkiye'nin batısını temsil eden bir grup milletvekili
arkadaşı, Dersim isyanını sömürerek parti içi muhalefet için bir mevzi
oluşturuyor. Amaç, Kılıçdaroğlu'nu yıpratmak. 1937'nin CHP'si, bugün bu
hizipte yaşamaya devam ediyor. Dersim'de insanları katletmek, onlar için
bugün Kılıçdaroğlu ile Atatürk'ü ve CHP'nin tarihî mirasını karşı karşıya
getirmenin sadece elverişli bir vesilesinden ibaret.
Kılıçdaroğlu CHP'nin 1937'deki misyonunu temsil etmek zorunda değil.
Dersim'in çocuğu gibi davranmalı. CHP'yi bugün geniş kitlelerle
buluşturacak olan bir imkân ve fırsat bu durum. Dersimli gibi davranan bir
genel başkan, Kürt sorunu başta olmak üzere Türkiye'nin sorunlarını çözmek
için de inandırıcı bir duruş sergilemiş olur. Kılıçdaroğlu sayesinde
devlet halkı ile barışmış olacak. Konu bölücülükse, bunu yapan Haluk Koç
ve arkadaşları.
CHP, parti yetkili kurullarının kararı olarak Dersim katliamı konusunda
bir özeleştiri ve kınama açıklaması yapmalı. CHP bunu yaptığı gün, bir
Türkiye partisine dönüşecek ve Türkiye'nin birlik ve bütünlüğüne çok
değerli bir katkıda bulunmuş olacak.
m.turkone@zaman.com.tr
|
|
|
|
|