|
Anasayfa |
|
23 Kasım 2011
Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'ın, AK Parti'nin Genişletilmiş İl Başkanları
Toplantısı'nda Başbakanlık'ın Dersim olayları ile ilgil yaptığı tarihi
konuşma:
RET POLİTİKALARINI ÇÖZDÜK
Hiçbir ismi, hiçbir korkuyu, tarihi hiçbir olayı bir istismar aracı olarak
kullanmaya asla tenezzül etmedik.
Faili meçhullerle yüzleşmeden demokrasinin inşa edilemeyeceğini
biliyorduk. Ve bunlarla yüzleştik, devam ediyoruz. Siyasi vesayetle
yüzleşmeden muasır medeniyetler seviyesine ulaşılamayacağını biliyorduk.
Ret ve inkar politikalarıyla yüzleşmeden Kürt meselesinin çözülemeyeceğini
biliyorduk. Onun için ret politikalarını biz çözdük, biz ortadan
kaldırdık. Bu iktidarın anlayışında ne ret politikası, ne inkar ne de
asimilasyon politikası vardır. Bunların hiçbiri yok.
Biz her şeyle yüzleştik. Çözüm için de cesur adımlar attık. Kendi
tarihiyle yüzleşemeyenler, cesareti gösteremeyenler bir gelecek inşa
edemez. Prangalarından ağırlıklarından kurtulmayanlar gelecek adına proje
üretemezler. Kendisini eleştirmeyenler kendi tarihini sorgulamayanlar
başkalarını eleştiremezler.
TARİHİ BİR ACININ KÜLLERİNİ KALDIRDI
2009 yılında TBMM Genel Kurulu'nda demokratik açılım görüşmelerinde
konuşan, o zamanın CHP Genel Başkan Yardımcısı, bizim anneler ağlamasın
diye başlattığı projemizi eleştirirken, Dersim isyanında analar ağlamadı
mı diyerek adeta tarihi bir acının küllerini kaldırdı.
O YÜZDEN SANA 'ÇARKÇI KEMAL' DİYORLAR
Açıkçası yine o zamanın CHP'nin grup başkanvekili, kendisi de daha şimdi
Tunceli'li olan, o zaman söylemiyordu. Sayın Kılıçdaroğlu önce bu acı
sözler karşısında sessiz kaldı. Tepkiler büyüyünce 'gereğini yapsın' dedi.
Ardından üçüncü bir çark daha yaparak, 'Dersim isyanında analar ağlamadı
mı' diyen arkadaşına sahip çıktı. Sayın Kılıçdaroğlu sen busun. O yüzden
sana çarkçı Kemal diyorlar. Bak ben demiyorum, millet diyorum. Gece
başkasın, sabah başka. Çünkü kılavuzlarını iyi seçemedin.
BU KİTAP YAKIN TARİHİMİZDEKİ BASKINI ANLATIYOR
Bizim Dersim'le, Dersim Katliamı'yla olan ilgimiz, yeni güncel ve siyasete
yönelik bir ilgi asla ve asla değildir. Öyle kitaplar vardır ki hayatınızı
değiştirir. Okuduğunuz bir satır, nefes alıp verdiğiniz sürece
hafızanızdan çıkmaz.
Size burada öyle bir kitap göstermek istiyorum. Necip Fazıl Kısakürek'in
Son Devrin Din Mazlumları ilk baskısı 1969'da yapılan bu kitap, yakın
tarihimizdeki baskını anlatıyor. Karanlık sayfalarına bir kapı aralıyor.
Bu kitap zaman zaman yasaklandı, toplatıldı. Kimler tarafından biliyor
musunuz? CHP ortak yönetimleri tarafından. İşte benimde, benim neslimin de
Dersim'le ilk tanışmamız bu eserle olmuştur.
Üstad Alevi dememiştir. Bakın burası çok önemli. Sayın Kılıçdaroğlu sen
niye demiyorsun?
KILIÇDAROĞLU SANA YAZIKLAR OLSUN
Milletvekili arkadaşım Metiner sizin aşiretinizden bahsetti. Söyle, niye
söylemiyorsun? Burada üstad Kürt, Ermeni dememiştir. Necip Fazıl, Dersim
ve Dersimlilieri din mazlumları sınıfına alarak insanı trajediyi bize
aktarmıştır.
Bak ben bunu konuşuyorum, ama sen gelip beni Ermeni diasporasıyla aynı
yere oturtmaya çalışıyorsun. Sana yazıklar olsun. Türkiye Cumhuriyeti'nin
Başbakanı Tayyip Erdoğan'ı Ermeni diasporasıyla aynı yere oturtanın alnını
karışlarım.
BU RAPOR SADECE 100 ADET BASILMIŞ
Dersim'e yapılan operasyonlar bir isyanın bastırılması olarak zihinlerde
meşrulaştırılmaya çalıştırılıyor. Ama ilk Meclis'te Dersim Mebusu olarak
bizzat Atatürk tarafından davet edilen Diyap Ağa'dan kimse bahsetmiyor.
Seyit Rıza'nın 1915 olayları sırasında, işgalci ordularıyla savaştığından,
din ve namusu için hizmet ettiği için vali tarafından
şereflendirildiğinden kimse bahsetmiyor.
Bu rapor sadece 100 adet basılarak, gizli ve zat'a mahsus olarak belli
yerlere gönderilmiş bir rapordur. Sayın Kılıçdaroğlu, belge ve arşivden
bahsetti. Başbakanlığın arşivi açıktır. Sayın Kılıçdaroğlu görmek
istiyorsan buyurursun görürsün incelersin. O şartlar içerisinde de bu
konudaki bilgisizliğini giderirsin.
RAPORDA DERSİM'E YAPILACAK HAREKATIN AYRINTILARI ANLATILIYOR
Ne var bu raporda? Sadece birkaç cümleyi aktarıyorum:
Sayfa 199. 1926 yılında mülkiye müfettişi Hamdi beyin raporuna atıf
yapılıyor
Dersim hükümeti cumhuriye için bir çıbandır. Bu çıban üzerinde kati bir
ameliye yapmak ve ihtimalatı selameti memleket namına farzı ayımdır diyor.
Ve 201. sayfasında. Dersim Türkiye için cehalet, maişet darlığı, dahili ve
harici tesvilat ve Kürtlük temalüatı ile bulaşmış tehlikeli bir çıbandır.
Kesin bir ameliyeye tabii tutulması lazımdır. Bunun için evvela silah
toplamak ardından ıslahat yapmak icap eder.
Bu rapor eski raporları hatırlattıktan sonra kendi çözüm önerilerini
ortaya koyuyor.
Dersim'e yapılacak harekatın ayrıntıları, göç ettirilecek aşiretlerin
listesi anlatılıyor.
KILIÇDAROĞLU HABERİN VAR MI BUNLARDAN
Belge 1: Yine 1935 yılında bir kanun çıkarılıyor. Adı Tunceli vilayetinin
idaresi hakkında kanun. O zaman sadece Tunceli'yi kapsamıyor, şimdiki
çevre illeri de kapsıyor.
Madde 1: Tunceli vilayetine kor komutan rütbesinde bir zat, vali ve bir
kumandan olarak seçilir. Sonra bu vali ve kumandana yasada çok enteresan
haklar tanınıyor. Mesela, gerek görürlerse aileleri bir yerden bir yere
göç ettirebilir. Mesela idam hükümleri hemen infaz yapılır.
Sayın Kılıçdaroğlu haberin var mı bunlardan?
DERSİM'DE BÜYÜK BİR DRAM YAŞANIYOR
Mesela ceza mahkemelerinde verilen kararların temyizine gerek yoktur. İşte
bu kanunun ardından hazırlıklar yapılıyor. 1937-38-39 yıllarında Dersim'de
maalesef büyük bir dram yaşanıyor. Havadan, karadan toplarla Dersim'de
hareket eden her şey katlediliyor.
O DÖNEMDE SADECE CHP VAR
Dersim olayları sırasında oralarda asker olan bir isim veriyorum. Muhsin
Batur. Kim olduğunu biliyorsunuz değil mi?
O dönemde sadece CHP var. Şimdi CHP kendi geçmişini güya bunlardan
kurtaracak onun için bana fatura kesmek istiyor. Özür dilesin diyor. Bütün
bu işlerin valisi her şeyi sizsiniz. Bizim devlet olarak özür dilememize
mani bir şey yok ama. Bu işin nedeni sizin zihniyetiniz, CHP zihniyeti.
Buna eski defterleri karıştırmak denmez.
MUHSİN BATUR ANILARINDA YAZIYOR
Dersim olayları sırasında asker olan Muhsin Batur anılarında aynen şöyle
yazıyor:
Günlerden bir gün emir geldi. Trenle Elazığ'a vardık. Oralardan da ilk
durak Pertek olmak üzere harekete geçtim. Okuyucularımdan özür diliyorum
ve yaşantımın bu bölümünü anlatmaktan kaçınıyorum diyor.
İKİ MASUM ÇOCUK SÜNGÜLETİLEREK BABALARININ YANINA GÖNDERİLİYOR
Üstad Necip Fazıl, Dersim'deki facianın durumunu şöyle anlatıyor.
Babalarını arayan ve yanına gitmek istediklerini söyleyen iki masum çocuk,
Hozat Kaymakam'ı tarafından süngületilerek babalarının yanına
gönderiliyor. Alevler içinden fırlamak isteyen bir genç kalasla alevlerin
içine itiliyor ve karşısında sigara içiliyor. İktidar CHP iktidarı,
zihniyet CHP zihniyeti.
Üstad faciayı şu sözlerle anlatıyor. Mazgirt halkı doğranmakta, merhamet
sahiplerinden biri çocukları alıp bir derenin kenarında saklamak istiyor.
Fakat bu vaziyeti de haber alıyorlar. Çocukları da öldürme emri veriliyor
ama bu görevi yerine getirecek biri bulunamıyor. Nihayet kara suratlı bir
adam bulunuyor ve bir dere içinde titreşe titreşe bekleyen 20 masumun işi
bitiriliyor. Murat suyunun kandan kıp kırmızı aktığını görenler olmuştur.
'AYIPTIR, ZULÜMDÜR, CİNAYETTİR'
Seyit Rıza'nın hikayesi yürek burkucudur. Şöyle anlatılıyor:
Son sözünü sordum. 40 liram var oğluma verirsiniz dedi. Bu sırada Fındık
Hafız asılıyordu. Asarken iki kez ip koptu. Fındık Hafız'ın idamı bitti.
Seyit Rıza'yı meydana çıkardık. Soğuktu etrafta kimseler yoktu. Ama Seyit
Rıza meydan insan dolmuş gibi sessizliğe hitap etti. Evladı kerbalayık.
Bir hatayık. Ayıptır zulümdür, cinayettir diyor. Sayısı bugün daha
bilinmeyen binlerce insan katlediliyor. Yuvalar yıkılıyor.
CHP'nin geçmişinde bunlar var. Bizim geçmişimizde bunlar yok.
İŞTE DERSİM'E YAPILAN MÜDAHALENİN BİLANÇOSU
Belge 2. Burada belgeyi şimdi size göstereceğim. 8 Ağustos 1939 belgeli
bir belge. Jandarma Komutanlığı'ndan başvekalet yüksek makamına
gönderilmiş.
Dersim'e yapılan müdahalenin bilançosu veriliyor. Baskınların devam
edileceği bildiriliyor. Ekte de bir cetvel var. Ölü diri teslim olanların
rakamları. 1936-37-38-39'da toplam 13 bin 806 kişinin öldürüldüğü bu resmi
belgede ifade ediliyor. Bakın deprem felaketinden bahsetmiyorum.
Öldürülenlerden bahsediyorum. Belgenin altındaki imza çok ilginç Faik
Öztrak dahiliye vekili, yani İçişleri Bakanı.
ÖZÜR DİLİYORUM
Sayın Kılıçdaroğlu nereye kaçıyorsun? Bunlardan nasıl sıyrılacaksın. Ben
mi özür dileyeceğim, sen mi dileyeceksin? Eğer devlet adına özür
dilenecekse, böyle bir literatür varsa ben özür dilerim, diliyorum.
HADİ ONURUNU KURTAR BAKALIM
Ancak CHP adına, CHP zihniyeti adına özür dilemesi gereken varsa, şu anda
güya yeni CHP'nin genel başkanıyım diyorsun ya. Onur duyuyorum diyorsun ya
hadi onurunu kurtar bakalım.
BAŞBAKAN CELAL BAYAR
Belge 3. 23 Aralık 1938. Tunceli'den 11 bin 683 kişinin sürüldüğünü
belirten, iki bin kişinin daha sürülmesini karara bağlayan bakanlar kurulu
kararı. Burda da Başbakan kim biliyor musunuz? İsmet İnönü, Cumhurbaşkanı
İsmet İnönü, Başbakan Celal Bayar.
BU SÜRGÜNLERİN ALTINDA İNÖNÜ'NÜN İMZALARI VAR
Anma törenlerini yapan sensin, nasıl yüzleşiyorsun tarihinle? İşte bütün
bu sürgünlerin altında İnönü'nün imzaları var. Havadan bombardımanların
altında imzası var. Atatürk'ün vefatından yaklaşık bir ay sonra İsmet
İnönü Cumhurbaşkanı, Başbakan Celal Bayar.
SİZİN KAHRAMANINIZ BUYSA ÜLKE BATAR
Tabi alttaki imzalarda bir isim de benim çok dikkatimi çekti. Bayındırlık
Bakanı kim biliyor musunuz? Ali Çetinkaya. Bu Kel Aliço'dur. Yani İskipli
Atıf Hoca'yı, düzmece bir mahkemeyle, şahitlerin sonra dinlenmesine diye
karar veren hakim bu işte.
3 Mayıs'ta ne oldu? Ankara Yenimahalle'de bir parka verdi. Biz bunu
hatırlattığımız zaman da Kılıçdaroğlu, Afyonkarahisar'da onu kahraman ilan
etti. Sizin kahramanlarınız buysa bu ülke biter be. Bizim kahramanlarımız
arasında böyle yüzü kapkara olanlar yok, apaydınlık olaylar var.
SASON'DA 384 KİŞİ ÖLDÜRÜLDÜ
Belge 4. 27 Eylül 1938. Dersim operasyonlarının hemen ardından Sason'da
yapılan operasyonlarının raporu. Sason bölgesinde 384 kişinin öldürüldüğü,
teslim olanların tamamının da batıya göç ettirildiği yazıyor. 28 Eylül
1938 imza kim biliyor musunuz? İçişleri Bakanı Şükrü Kaya. Yine CHP.
ARŞİV AÇIK, GİT BAK
Ben daha ne anlatayım? Daha bir şey anlatayım mı arkadaşlar? Sadece birkaç
tanesini ayırıp huzurlarınıza getirdim. Ben belgeyle konuşuyorum.
Beyefendi diyor ki arşivi aç. Arşiv açık yahu. Git bak incele, ama git bak
doğruyu anlat. Kendini durup dururken savunmaya kalkma. Bunların
siyasetine doğruluk üzerine değildir.
DERSİM AYDINLATILMAYI BEKLEYEN BİR FACİA
Dersim yakın tarihimizdeki en acı en trajik olaylardan biridir. Dersim
aydınlatılmayı bekleyen bir faciadır.
CHP'Lİ AYGÜN'E LİNÇ KAMPANYASI BAŞLATTILAR
Sayın Aygün çıktı açıklama yaptı. Ne yaptılar? Hemen linç kampanyası
başlattılar. Çünkü orada doğruyu söyleyemezsin. CHP Genel Başkanı grup
kürsüsünden bu ülkenin Başbakan'ına seviyesiz açıklamalarla bulunuyor.
Tuncelili bir genel başkan, CHP için aslında bir fırsattır. CHP genel
başkanı hakaret etmeyi bırakıp partisinin geçmişiyle yüzleşmeli, CHP'nin
bu ülkeye yaptığı zulümleri araştırmalıdır. Yine geçtiğimiz hafta içinde
CHP'liler Sultan Abdülmecit ile Halife Abdülmecit'in aynı kişi olmadığını
anladılar. Kampanyalar gösteriler yaptılar. Ama ben yine de burada bir
çark olduğu için iyimserim. İyimser bir gelişme olarak değerlendiriyorum.
|
|
|